Son Dakika
Kültür & Sanat

Ayvalık’ın rengini taşından çıkartıyor

Gülüzar Demet Gökden, Ayvalık’ın farklı bölgelerinden topladığı taş ve toprakların içindeki renkleri ortaya çıkarıyor. Çekiç, havan ve pigment ezicisiyle işlediği taşlardan bugün yaklaşık 10 farklı renk elde eden sanatçı, kendi boya paletini doğadan kuruyor

Site Yöneticisi

Genel Yayın Yönetmeni · Yayın: 26 Ağustos 2026, 03:05 · 3 dk okuma

0
Ayvalık’ın rengini taşından çıkartıyor
Ayvalık’ın rengini taşından çıkartıyor

Melisa Vardal - Bir taşın dışarıdan görünen rengi, içinden çıkacak rengin habercisi olmayabiliyor. Ayvalık’ta yaşayan ressam Gülüzar Demet Gökden’in üretim süreci de tam olarak bu bilinmezliğin peşinden ilerliyor. 2021’de Ayvalık’a yerleşmesinin ardından çevresindeki taş ve topraklara farklı bir gözle bakmaya başlayan Gökden, üniversite yıllarına uzanan doğal boya araştırmalarını burada mineral pigmentlere yöneltti. Bir gün karşılaştığı bir taşın rengine bakarak “Acaba bunun kendi rengini çıkarabilir miyim?” diye düşünmesiyle başlayan çalışma, bugün Ayvalık’ın farklı bölgelerinden topladığı malzemelerden yaklaşık 10 farklı renk elde ettiği bir renk paletine dönüştü. Gökden için bu palet tamamlanmış değil çünkü her yeni taş, yeni bir renk ihtimali taşıyor.

Önce taş seçimi

Gökden’in doğal pigment üretimi, boya olabileceğini düşündüğü taşları seçmesiyle başlıyor. Bazen karşısına çıkan taşları topluyor bazen de özellikle taş aramak için yola çıkıyor. Taşlar önce çekiçle küçük parçalara ayrılıyor, ardından havanda eziliyor. Daha ince bir pigment elde etmek için cam üzerinde pigment ezicisiyle öğütülen malzeme, son aşamada bağlayıcıyla karıştırılarak kullanıma hazır boyaya dönüşüyor. Ancak süreçteki asıl sürpriz, taşın yüzeyinde görünen renkle pigment hâline geldiğinde ortaya çıkan rengin her zaman aynı olmaması. Ayvalık’ın farklı bölgelerinden pembe, kızıl ve toprak tonları elde eden Gökden’i en çok şaşırtan keşif ise Çamlık’tan çıkan yeşil oldu. “Böyle bir yeşil ton yakalayabileceğimi pek düşünmemiştim” diyen sanatçı, taşı öğüttüğünde ortaya çıkan rengi gördüğünde büyük bir heyecan yaşadığını anlatıyor. Ayvalık’ın keşfedilmemiş bir rengi kaldı mı diye soracak olursak da Gökden şu ifadeleri kullanıyor: “Bence kesinlikle kaldı. Hatta bu çalışmanın en güzel tarafı da bunun hiç bitmeyecek bir arayış olması. Her yeni taşta ‘Acaba bundan nasıl bir renk çıkar?’ diye düşünüyorum. Çünkü her taş farklı bir ton yaratabiliyor. Bu yüzden benim için bitmeyen bir keşif.”

Geçmişten ilhamla

Gökden’in yaptığı çalışma, insanlığın doğadan renk elde ettiği kadim üretim geleneğiyle de buluşuyor. Geçmiş ressamların kendi boyalarını ve bağlayıcılarını hazırlamasından etkilendiğini söyleyen sanatçı, malzemenin nasıl oluştuğunu bilmenin resmin kendisine müdahale imkânını artırdığını düşünüyor. Hazır boya kullanmak yerine pigmentini kendisi üretmesi, onun için yalnızca teknik bir tercih değil kullandığı renkle daha kişisel bir bağ kurmanın da yolu. Bu anlayışın köklerini ise çocukluğuna uzanıyor. Büyükannesinin dokuduğu kilimlerin hikâyesini dinleyerek yünün elde edilmesinden ipliğe, boyanmasından dokunmasına kadar sürecin tamamını merak eden Gökden, “Bir rengin ya da bir malzemenin sadece son hâlini değil, o hâle gelene kadar geçirdiği bütün süreci merak etmeyi ondan öğrendim” diyor.

Site Yöneticisi

Genel Yayın Yönetmeni

Tüm yazıları