Son Dakika
Kültür & Sanat

Distopyadan ütopyaya

90’ına merdiven dayayan Ridley Scott, yeni filmi “The Dog Stars/Köpek ve Yıldızlar”da kıyamet sonrası bir dünyada iyimserliği öne çıkarıyor

Site Yöneticisi

Genel Yayın Yönetmeni · Yayın: 31 Ağustos 2026, 03:02 · 4 dk okuma

0
Distopyadan ütopyaya
Distopyadan ütopyaya

MÜJDE IŞIL - Sene sonunda 89 yaşına basacak Ridley Scott’ın hâlâ aktif olarak sinemayla uğraşması, iddialı projelerde yönetmenlik yapması başlı başına bir mucize aslında. Kısa süre önce “Napolyon” ve “Gladyatör 2”ye imza attı; yeni projeleri de yolda. 30 Kasım’daki doğum gününden 15 gün önce Akademi, kendisine şimdiye kadar hiç ödül vermediği için telafi kabilinden ona Onur Oscarı takdim edecek.

Scott’ın vizyona giren yeni filmi “The Dog Stars/Köpek ve Yıldızlar” kıyamet sonrası temalı birçok filmi akıllara getirse de duygusal ve iyimser bakışıyla öne çıkıyor. Filmde ölümcül bir grip salgınının kasıp kavurduğu bir dünya görüyoruz. Hayatta kalmayı başarmışlardan Hig ve Bangley birbirlerinden destek alarak izole bir alanda kendilerini korumaya alır. Çevredeki yağmacı tehlikesi yaklaşırken Hig, telsizden gelen bir sinyalin umuduna kapılır ve güvenli bölgeyi terk ederek uçağıyla sinyale doğru gitmeye karar verir.

Yaslı bir western

Senaryosunu Mark L. Smith’in yazdığı ve Peter Heller’ın 2012 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan “Köpek ve Yıldızlar” kıyamet sonrası bir zamanda geçtiği için bilimkurgu olarak nitelendirildi baştan beri. Ancak film tür olarak westerne daha yakın. Çünkü açık arazide ya da çiftliklerinde kendilerini korumaya çalışan insanlar var hikâyenin ortasında. Hatta westernden de öte, bir iç hesaplaşma ve yas filmi demek daha doğru. “I Am Lagend”, “28 Days Later” gibi kıyamet sonrası filmlerinden bu noktada ayrılıyor. Distopik kâbuslar ya da bolca korku/aksiyon yerine duygusallığı temel alıyor. Scott belki de Covid salgınından sonra ruhumuza çöken ağırlığı sorguluyor. Filmde sürekli tetikte olmaktan, savaşmaktan memnun olan Bangley’in aksine Hig’in eski hayatını özlediğini ve karısının yasını tuttuğunu görüyoruz. Filmin ilk yarısı bu açıdan etkileyici bir dram ve çatışma barındırıyor. Bangley haklı çıktığı gibi Hig’in iyimserliği de darbe yiyebiliyor. Merhamet duygusunu kaybetmemek için direnen Hig her şeye rağmen iyimserliğe tutunurken Bangley ise insanlığın her zaman böyle kötü olduğu fikrini savunuyor. Scott benzer tezadı baba-kız karakterlerinde de gösteriyor.

İkinci yarıda tempoyu artıran Scott, filmin sakin üslubuna tezat görünen kısacık bir bölümde eski bilimkurgu filmlerini yâd ediyor. Bir anda ivme yükselten bu havaalanı sahnesi ve ilginç karakterleri tek başına bir film konusu olabilirmiş. Scott distopyayı ütopyaya dönüştürmeyi hedeflediği için filmi bir noktadan sonra duygusal çatışmadan da arındırıp düz bir zeminde tutmayı tercih etmiş. Erik Messerschmidt’in çalışması ise filmi görsel açıdan etkileyici bir noktaya taşımış.

Paul Mescal yerine rolü devralan Jacob Elordi, filmde gerçekten iyi iş çıkarmış. Filmografisinde farklılıkların peşinden gitmesi takdire şayan. Margaret Qualley ile birlikte denk bir ikili olmuşlar. Josh Brolin ve Guy Pearce’ın hem fiziki hem de karakter olarak birbirlerine benzerliği de dikkat çekici. Köpek Jasper da ünlü oyunculardan epeyce rol çalıyor.

Scott kitapları sever 

Ridley Scott “Köpek ve Yıldızlar”dan önce de birçok kitap uyarlamasını perdeye taşıdı. İlk sinema filmi “The Duellists” (1977) Joseph Conrad’ın 1908 tarihli “The Duel” adlı kısa öyküsünden uyarlanmıştı. “Blade Runner”ın (1982) temeli ise Philip K. Dick’in 1968 tarihli bilimkurgu romanı “Do Androids Dream of Electric Sheep?”.  “Black Hawk Down” (2001) gazeteci Mark Bowden’ın 1999 tarihli “Black Hawk Down: A Story of Modern War” adlı kitabına dayanıyordu. “Hannibal” (2001) da 1999 tarihli Thomas Harris’in aynı adlı korku/gerilim romanından uyarlandı. “Matchstick Men” (2003) Eric Garcia’nın 2002 tarihli ve aynı adlı dolandırıcılık üzerine kurulu romanından sinemaya aktarıldı. “A Good Year” (2006) Peter Mayle’ın 2004 tarihli romanına, “Body of Lies” (2008) da David Ignatius’un bir sene önce yayımlanmış, CIA ve Orta Doğu eksenli casusluk romanından uyarlandı.  “The Martian” (2015) Andy Weir’in 2011 yılında yayımlanmış aynı adlı çok satan romanından sinemaya aktarıldı. “All the Money in the World” (2017) John Pearson’ın milyarder J. Paul Getty’nin torununun kaçırılmasını anlattığı 1995 tarihli “Painfully Rich: The Outrageous Fortunes and Misfortunes of the Heirs of J. Paul Getty” kitabına dayanıyordu. “House of Gucci” (2021) Sara Gay Forden’ın Gucci moda imparatorluğundaki skandalları anlattığı 2001 tarihli “The House of Gucci: A Sensational Story of Murder, Madness, Glamour, and Greed”den uyarlama. Scott’ın son dönemdeki en iyi filmi “The Last Duel” (2021) de Eric Jager’ın 2004 tarihli kitabı “The Last Duel: A True Story of Crime, Scandal, and Trial by Combat in Medieval France”a dayanıyordu. 

Site Yöneticisi

Genel Yayın Yönetmeni

Tüm yazıları