Son Dakika
Kültür & Sanat

‘Hassasiyet en önemli unsurumuz’

Özbekistan’a müzecilik projeleriyle katkı sunan Sinan Turaman, bu yıl dostluk nişanının sahibi oldu. Turaman, “Herkesin kalbine ve ruhuna hitap ettiğimiz için hassasiyet en önemli unsurumuz” diyor

Site Yöneticisi

Genel Yayın Yönetmeni · Yayın: 2 Eylül 2026, 03:11 · 3 dk okuma

0
‘Hassasiyet en önemli unsurumuz’
‘Hassasiyet en önemli unsurumuz’

Seray Şahiner - Outdoor Factory Baştasarımcısı ve sanatçı Sinan Turaman, Özbekistan’ın bağımsızlığının 35. yıl dönümü dolayısıyla verilen dostluk nişanına layık görüldü. Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in yayımladığı kararname kapsamında verilen nişan, ülkenin ekonomik, kültürel ve altyapısal gelişimine katkı sağlayan isimleri onurlandırıyor. Özbekistan’ın kültürel mirasını çağdaş müzecilik anlayışıyla geleceğe taşıyan, Taşkent’ten Semerkant’a uzanan projelerde Türk tasarımının izlerini süren Turaman ile dostluk nişanı vesilesiyle konuştuk.

Özbekistan’a olan katkılarınızdan dolayı dostluk nişanıyla ödüllendirildiniz. Tebrik ediyoruz. Özbekistan’daki projeleriniz hangi temelde ilerliyor?

Taşkent, Semerkant, Khiva, Buhara ve Jizzak şehirlerinde projeler yürütüyoruz. Tamamladığımız projelerle Özbekistan’ın, İslam âleminin ve dünya kültürüne yön veren değerlerin tanınır ve görünür hâle gelmesini amaçlıyoruz. Taşkent’te İslam merkezi projesinde yer almak, tasarımlarımızı hayata geçirmek, tarihi görselleştirme fırsatını elde etmek büyük ayrıcalık. Bizler de bu projede klasik müzecilik anlayışını yani vitrin içinde sergilenen envanterleri, içerik bilgilerini yan unsurlarla; bilgiyi kaybettirmeden görselliği güçlendirmeye çalıştık. Ekranlar sayesinde envanteri görerek, sanki dokunduğunuzda üzerine film veya bilgi yansıyan teknolojiler kullandık. Her yerde görebileceğiniz led ekranları, projeksiyonları konunun merkezini bozmadan hikâyenin parçası gibi gösterdik.

Bu tercih izleyici deneyimini nasıl etkiliyor?

İnsanlar güncel teknolojiyle bilgiye ulaştıkları için unutmuyor hatta eğlenerek ögreniyor diyebilirim. Kronolojik olarak yürüdükçe ziyaretçileri yılların, asırların arasında yürütmeyi amaçlıyoruz. İslam Merkezi, Timur Müzesi, Özbekistan Tarih Müzesi, aynı disiplinde ilerlediğimiz müzecilik anlayışını yansıttığımız diğer projeler. Mekân, tarih ve envanterler bize tasarımda yol gösteriyorlar. Diğer proje ise Semerkant’taki İmam Buhari Müzesi. Burada her projede olduğu gibi âlimler ve tarihçiler ile çalıştık. Herkesin kalbine ve ruhuna hitap ettiği için hassasiyet en önemli unsurumuzdu. Envanterin az olması müzeyi oluşturmamıza engel teşkil etmedi. Burada senaryo çok güçlü olduğu için kronoloji bizi alıp sürüklüyor.

Türkiye’de planladığınız, hayata geçirmeyi arzuladığınız projeler var mı?

Türkiye’de de aslında Türk tarih müzesi yapmayı çok isterdim. O kadar zengin bir konu ki yaşım ve hayatım yetmez sanırım. Evet planlı birkaç proje var. İnşallah onları da hayata geçiririz. Ama şu an onları paylaşmak için erken.

‘Dijital deneyim unutulmuyor’

Müzelerde dijital deneyimler artık izleyicinin vazgeçemediği bir parçası. Klasik deneyimin yanında izleyici büyük ilgi duyuyor dijital yorumlara. Bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnsanlar dijital deneyimlemeyi, interaktif eklenti ile kullanmayı daha çok seviyor. Örneğin bir maket üzerine projeksiyon ile sanki içinde insanlar varmış gibi tasarım yapıp yansıttık. Ziyaretçinin onları yönlendirmesi veya bir el hareketi ile hikâyeyi başlatmak çok daha kapsamlı oluyor. Semerkant İmam Buhari Müzesi’nde ve her müzede özellikle 12 yaş altı çocuklara da yer vermeye çalıştık. Bu sorunuza cevaben İmam Buhari Müzesi’nde, rihle yolculuğunu ekranla birlikte senkronize hareket eden uçan halı ile anlattık. Çocukların uçan halı ile anlatılan yolculuğu kolay unutacaklarını sanmıyorum.

Site Yöneticisi

Genel Yayın Yönetmeni

Tüm yazıları