Medyadan sanata bir yaşam öyküsü
Bugün 93 yaşında olan gazeteci Zeki Sözer, 1958’de başlayan medya serüvenini ve sanatla diyaloğunu “İlklerin İnsanı Zeki Sözer” sergisinde buluşturuyor
Genel Yayın Yönetmeni · Yayın: 17 Ağustos 2026, 03:01 · 3 dk okuma
SERAY ŞAHİNLER - Brieflyart Sanat Galerisi, yeni sergisinde yolu Türk medya tarihinden geçmiş bir basın emekçisini izleyiciyle buluşturuyor. “İlklerin İnsanı Zeki Sözer” sergisi, bugün 93 yaşında olan gazeteci Zeki Sözer’in medyadaki geçmişini anı ve tanıklıklar üzerinden, sanatla hatırlatıyor.
1958 yılında gazeteciliğe başlayan Zeki Sözer; Türkiye’nin televizyonla henüz tanışmadığı yıllarda BBC Londra’da prodüktörlük eğitimi aldı. Türkiye’ye döndüğünde TRT’nin ilk haber programını hazırlayan ekipte yer aldı. Meslek hayatındaki dönüm noktalarından biri ise Abdi İpekçi’nin davetiyle Milliyet Gazetesi’ne geçişi oldu. Milliyet’te Haber Müdürü olarak görev yapan Sözer, gazetenin Avrupa baskılarının yönetimini üstlendi, Frankfurt temsilciliğini yürüttü.
Sergi de Sözer’in hem kişisel hem mesleki hayatından izler sunuyor. Aynı zamanda kendi ürettiği resimleri izleyiciyle buluşturuyor. II. Dünya Savaşı’nın gölgesindeki Anadolu’dan, 27 Mayıs sabahını yaşayan genç bir muhabirden İran-Irak Savaşı’nı takip eden deneyimli bir gazeteciden izleri takip ederek Türkiye’nin kırılma noktalarına da tanıklık ediyor.

‘Milliyet unutamadığım dostluklar demek’
- Sanat, hayatınızda nasıl bir yerde durdu ve gazeteciliğinizle nasıl kesişti?
Sanat, liseden beri hayatımın içindeydi. O yıllarda üç tiyatro eserinde rol aldım, okulumuzun müzik grubunda solistlik yaptım; Yusuf Atılgan ve Attilâ İlhan gibi çok değerli yazarlarla tanıştım ve onlardan etkilendim. Gazeteciliğe başladığım Ankara’da Devlet Tiyatrosu ve Operası’nın neredeyse hiçbir oyununu kaçırmazdım. Ankara Sanat Tiyatrosu (AST), çalıştığım gazetenin bürosunda kuruldu. Kısacası ömrüm sanatın hemen her dalının içinde geçti. Emekli olduktan sonra da bu bağ hiç kopmadı; tiyatroda oynadım, resim yapmaya başladım.
- Yolunuz Milliyet’ten de geçti… Sizin için Milliyet ne ifade ediyordu?
Abdi İpekçi yönetimindeki Milliyet’te, o çok değerli kadroyla birlikte çalışmak benim için büyük bir şanstı. İsimleri tek tek saymayayım; siz de gazeteci olarak o kadroyu biliyorsunuz. Milliyet benim için yalnızca çalıştığım bir gazete değil, meslek hayatımın çok önemli bir dönemi ve unutamadığım dostluklar demek. Ne yazık ki o kadronun büyük bölümü artık hayatta değil. Onları düşündükçe hem duygulanıyor hem de üzülüyorum.

- Bugünün gazetecilerine ne söylemek istersiniz?
Boğaziçi Üniversitesi’nde, Uluslararası Basın Enstitüsü’nün şemsiyesi altında düzenlenen “Genç Gazeteciler Sertifika Programı”nın yıllarca yöneticiliğini yaptım. Programa en soldan en sağa, farklı görüşlerdeki bütün gazetelerden genç muhabirler katılırdı. Genç gazetecilerin kahve molalarında kurdukları dostlukları, sohbetlerini ve kahkahalarını görmek beni çok duygulandırırdı. Gazetecilere söylemek istediğim, mesleklerine ve birbirlerine sahip çıkmalarıdır.
Tanıklıklar
Sergi, Zeki Sözer’i yakından tanıyan gazetecilerin ve yazarların katkılarıyla zenginleşiyor. Melih Âşık, Namık Koçak, Nazım Alpman, Mehmet Turan Akköprülü, Özdemir İnce ile Pınar ve Tufan Türenç, Sözer’i anlatan metinlerle sergiye katkıda bulunuyor.